Alman basınında yer alan yorumlarda Madrid’de düzenlenen BM İklim Değişikliği Konferansı’nın yarattığı hayal kırıklığı ve aşırı sağcı olduğu ortaya çıkan CDU’lu bir politikacıyla ilgili yorumlar öne çıkıyor.

Süddeutsche Zeitung‘da yer alan yorumda İspanya’nın başkenti Madrid’de Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında düzenlenen Dünya İklim Değişikliği Konferansı’nın finalinin iklim mücadelesi açısından yetersiz olduğu vurgulanarak Paris Anlaşması övülüyor:

“İklim politikası yıpratıcı derecede yavaş ilerliyor ve bu noktada tamı tamına bir ateşle oynama sözkonusu. Bundan daha da fazla moral bozucu olansa Madrid’de verilen sözlerin bugüne kadarki 25 iklim konferansının bir tanesinin bile alevlendiremediği bir aksiyonizm öneriyor olmaları. Dipsiz kuyular, tamı tamına yapılanla yapılmış olması gereken arasıdır. Bunların karşısında Paris Anlaşması, küresel iklim koruma açısından tek ve en önemli dayanak noktası olmayı sürdürüyor. Anlaşmanın belirlediği hedefler, devletler ve toplumlara yol gösteriyor ve bu hedeflerin tutturulması için çalışanların çabalarını meşrulaştırıyor. Sokaktakilerin de. Bunun için mücadele etmeye değer.”

Karlsruhe’de yayınlanan Badische Neueste Nachrichten gazetesinin yorum sütunlarında ise iki büyük sanayi gücü Çin ve Hindistan’ın iklim koruma adına büyüme niyetlerinden vazgeçmeyecekleri vurgulanıyor:

“Milli egoizmler Madrid’de Paris İklim Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılması ve dolayısıyla küresel ısınmanın iki dereceyle sınırlandırılması noktasında sert kuralların koyulmamasına yol açtı. Hızlı bir biçimde büyüyen endüstri ülkeleri Çin ve Hindistan büyümelerini sürdürmek istiyor, karbondioksit salınımını azaltma noktasındaki yüksek hedeflere karşılar. Diğer yandan nihayetinde buna rıza gösterseler dahi bu hedefe gerçekten uyup uymayacaklarını kimse bilmiyor. Çünkü bu noktada etkili bir kontrol mekanizması mevcut değil.”

Lüneburg’da yayınlanan Landeszeitung‘daki yorumda ise iklim konferansı betimlenirken “felaket” sözcüğü kullanılıyor:

“Madrid’deki dünya iklim zirvesi bir felaketle sonuçlandı. Oldukça ince sonuç belgesi, asgari bir uzlaşı değil başarısızlığın belgesi olma niteliğinde. Uluslararası toplumun önemli bir fırsatı kaçırdığını vurgulayan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in hatası var. Zira ortada bir toplumdan ziyade tehlikeli bir tek taraflılık mevcut. Sağ popülistler ve kömür taraftarları, 2015 Paris zirvesinde koyulan hevesli hedeflere bir gıdım olsun yaklaşılması için gerekli olan her şeyi bloke etti.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’da yer alan bir diğer yorumda ise Almanya’da iktidarın büyük ortağı Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) Saksonya-Anhalt eyalet teşkilatında görevli aşırı sağcı politikacı ele alınıyor:

“Saksonya-Anhalt eyaletindeki CDU teşkilatının bir kısmı, belirli bir süre boyunca parti içindeki sağcı kanada karşı merak uyandıran bir iyi niyet gösterdi. Şimdiyse CDU eyalet yönetimi ciddi ciddi, parti içerisinde aşırı sağcı bir yönetici olduğu iddiaları nedeniyle sert eleştirilerle karşı karşıya ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) – Yeşiller’den oluşan kırılgan ‘Kenya koalisyonunu’ sorguluyor. Ancak CDU’nun yerel teşkilatlanmasının günümüze kadar Nazilerin paramiliter örgütlenmesi Schutzstaffel ile ilintili bir gamalı haç dövmesi olan ve gençken bir Neonazi eyleminde görev alan bir kişiyle neden sıkı bir dayanışma gösterdiği sorusu yanıtlanmış değil.”

DW