Almanya’nın diplomatik çabalarıyla Berlin’de düzenlenen Libya konferansı Alman basınında ele alınan yorum konularının başında geliyor.

Libya’da çatışan tarafları bir araya getiren konferans Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlendi. Libya’daki farklı gruplara destek veren ülkeler, konferansın sonuç bildirgesinde ateşkesi destekleme, silah ambargosuna uyma ve ülkenin iç işlerine karışmama sözü verdi. Zirveye ilişkin Schwäbische Zeitung’da yer alan yorum şu şekilde:

“Zirveden çıkan sonuçlar ilk bakışta sadece niyet beyanları olabilir. Ancak hayata geçirilmeleri halinde Libya’nın ikinci bir Suriye haline gelmesine engel olabilirler. Federal Hükümet açısından tabii barış sürecini hangi araçlarla desteklemeye hazır olduğu sorusu ortaya çıkıyor. Berlin’de varılan uzlaşı sonuç vermeyecek olursa, Ortadoğu’da uzun süredir olan şeyin Libya’da da olma tehlikesi var. Dış güçler, silah gücü ve paralı askerlerle bölgede kimin söz sahibi olacağına karar verecek. Suriye’de de bu böyle oldu, Irak’ın bazı bölgelerinde de… Bu senaryo karşısında Avrupa ilgisiz kalamaz. Kuzey Afrika ülkesindeki çatışmalar Avrupa üzerindeki sığınmacı baskısını artırıyor. Avrupa Birliği’ne üye ülkeler kapana kısılmış durumda. Akdeniz’den kurtarılan sığınmacıları kabul ederlerse sağ popülistlerin değirmenine su taşımış oluyorlar. Geri çevirdiklerinde ise Avrupa Birliği değerler topluluğu olma iddiasını yitiriyor.”

Neue Osnabrücker Zeitung zirvenin ciddi bir sonuç vermediği yönündeki görüşlere ilişkin şu yorumu yapıyor:

“Berlin’deki Libya Zirvesi ile birlikte iç savaş içindeki ülkenin bir gecede huzura kavuşacağına inananlar elbette hayal kırıklığına uğramış olabilir. Ancak en azından bir başlangıç yapılmış oldu. Büyük ölçüde Almanya tarafından uzun ve sessiz bir biçimde hazırlanan diplomatik girişimi şimdi icraatlar izlemeli. Aklı olan hiç kimse uluslararası denetim altında bir ateşkese, silah ambargosunu sürdürme yükümlülüğüne ve milislerin silahsızlandırılması talebine karşı olamaz. Ancak petrol zengini çöl ülkesindeki iç savaşın bitmesi için silah, paralı asker ve siyasi yönlendirmeyle etki eden aktörlerin bunu istemesi şart.”

Frankfurter Rundschau’daki yorumda Almanya’nın 2011 yılında Libya’daki askeri müdahaleye katılmadığı için bugün böyle bir konferansa öncülük edebildiği belirtiliyor:

“Evet, belki de Merkel’in öncülük ettiği ‘Berlin Konferansı’ başarısız olacak. Normalde risk almaktan çekinen Başbakan bu konferansla tehlikeyi göze almış oldu. Ama eğer Libya’daki kamplarda insanlara yapılan eziyetleri durdurmaya, Akdeniz üzerindeki sığınmacı hareketlerini kontrol altına almaya ve Kuzey Afrika’da, Sahel bölgesinde terörün yayılmasını engellemeye katkı sağlayacak olursa böyle bir girişimde bulunmaya değer. Libya’daki durum askeri olarak geride durmak gerektiğini gösteriyor. Almanya 2011’de Batı’nın savaş operasyonuna katılmayarak iyi yaptı. Buradan şimdi Başbakan ve Dışişleri Bakanı’nın bir barış süreci başlatmasını sağlayan bir siyasi sermaye ortaya çıktı. Almanya diplomasiye bir fırsat vererek sorumluluk almış oluyor.”

Westfälische Nachrichten gazetesinde yer alan yorumda ise Avrupa Birliği’nin Libya’da bir barış misyonu oluşturması gerektiği belirtiliyor:

“ABD dünya siyasetinde işlemez halde, önemli Avrupa Birliği ülkeleri Libya konusunda bölünmüş durumda. Almanya’nın bölgede ‘dürüst aracılık’ rolü oynayarak yararlılık göstermesi ve Birleşmiş Milletler ile birlikte ana aktörleri Berlin’de bir masa etrafında toplaması büyük ama aynı zamanda da gecikmiş bir iş. Konferans uzun diplomatik bir sürecin sadece başlangıcı olabilir. Gerçekten ateşkese varılabilmesi için ise AB’nin sahada bir misyon oluşturmaya hazır olması gerekir. O durumda Almanya da bundan yan çizmemeli.”

DW