Tüm dünyanın gündeminde olan koronavirüs ve Almanya’da, Başbakan Merkel öncülüğünde yapılan gıda zirvesi Alman basınında kendine geniş yer bulan konu başlıkları.

Die Rheinpfalz gazetesi, koronavirüsle mücadelede Çin’in otokratik yöntemlerinin faydalı olduğunu savunanlara aynı yönetim tarzı sebebiyle hastalığın uzun bir süre gizli tutulduğunu hatırlatıyor:

“Virüse karşı sürdürülen zorlu mücadelenin demek ki bir mantığı var. Çin hükümetinin, nüfusu bir milyonu geçen şehirleri izole etmeye yönelik sert önlemleri de bu anlamda faydalı. Bazı kişiler böylesi adımların ancak otokratik sistemlerde mümkün olabildiğini ve bireyin özgürlüğünün daha değerli sayıldığı Batı’da aynı tedbirleri almanın mümkün olmayacağını ifade ediyor. Bu çok yanlış bir düşünce değil. Ancak bu yeni hastalığın ortaya çıkışını uzun bir süre gizlemek ve doktorları susturmak da sadece bu tarz bir sistemde mümkün olabiliyor. Halk çok daha önceden uyarılmış olsaydı, hastalığın bu boyutta yayılması söz konusu olmayabilirdi.”

Koronavirüsle ilgili bir başka yorum Der neue Tag gazetesinde yer alıyor. Gazete, bu virüs kadar bulaşıcı olduğunu ifade ettiği başka bir tehlikeye dikkat çekiyor:

“Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından koronavirüs ile ilgili olarak ilan edilen dünya çapındaki acil durum, gelecekte yaşanabilecek daha saldırgan bir virüsle mücadeleye hazır olma adına iyi bir pratik. Ancak DSÖ güncel olarak bir başka tehlikeye daha dikkat çekiyor. ‘Yoğun bilgi salgını‘ olarak nitelendirilen bu tehlike, sosyal medya üzerinden yayılan ve en az koronavirüsü kadar bulaşıcı olan yalan haberler. Bu enfeksiyondan da kendimizi korumak zorundayız.”

Almanya’da bazı gıda ürünlerinde fiyatların, üreticileri çok zorlayan seviyelere kadar düşmesi üzerine Başbakan Merkel önderliğinde yapılan zirve Badische Zeitunggazetesi tarafından şu yorumla değerlendiriliyor:

“Tarım Bakanı Julia Klöckner et fiyatlarının ahlaksızlık seviyesinde düşük olmasından söz ederken, ucuz üretimin hayvanların sağlığı pahasına mümkün olduğuna ve kümes hayvanları ile domuzların nasıl tutulacağına dair Berlin tarafından belirlenmiş asgari bir yasal norm bulunmadığına hiç değinmiyor. Piyasada tam bir marka curcunası olmasına rağmen vatandaşlar tüketici gücünü kullanamıyor. Satın alındığında, üreticisine de adil bir kar bırakacağı bilinen süpermarketlerdeki ürün sayısı çok az.”

Sayfalarında söz konusu zirveye geniş yer ayıran bir diğer gazete olan Schwäbische Zeitung, gıda fiyatlarının devlet tarafından belirlenemeyeceğini belirterek çözüme dair önerilerde bulunuyor:

“Gıda ürünleri için devlet tarafından asgari bir ücret belirlenmesi fikri hem popülist bir saçmalıktır hem de kartel hukuku açısından yasaktır. Başbakan açısından da burada bir soru işareti yok. Hükümetin şu anda yapması gereken, yıllardır yürürlükte olan yasal düzenlemeleri uygulamada da hayata geçirmek. Rekabeti kısıtlamaya karşı yapılan Alman yasaları, ürünlerde üretim maliyetinin altına düşen indirimleri yasaklıyor. Dev süpermarket zincirlerinin piyasa gücünü sınırlamak için bu yasaların uygulanabilmesi şart. Ayrıca hükümetin hedefi daha fazla çiftçiyi ekolojik tarıma yönlendirmek ise, çiftliğini ekolojik ve sosyal üretime göre yeniden düzenleyen üreticileri ödüllendirmeli. Hükümet, böyle bir dönüşümü sadece talep etmekle yetinmeyerek, vergi indirimleri ile mali açıdan da desteklemeli. Et, sebze ve süt gibi ürünlerin çok ucuz fiyatlara piyasaya saçılmasının önüne ancak bu şekilde geçilebilinir.”

DW