Türkiye’nin Düsseldorf Başkonsolosluğu Aile ve Sosyal Politikalar Ataşeliği, İslam Toplumu Millî Görüş IGMG) Duisburg-Wanheim Eğitim ve Kültür Merkezi ile birlikte koruyucu aile bilgilendirme toplantısı düzenledi.

Programın açılışını IGMG Düsseldorf Bölge Başkanı Bayram Yüksel yaptı. Yüksel, yaptığı konuşmada özetle şu hususlara değindi:

“İslam’da aile konusu çok önemlidir ve koruyucu aileliğin bunun içinde ayrı bir yeri vardır. Hz. Peygamber (a.s.) birçok hadisinde yetimlere sahip çıkmanın önemine değinmiştir. Örneğin; ‘yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimseyle ben cennette işte böyle (iki parmağıyla göstererek) yan yanayız.’ buyurmuştur. Bu nedenle koruyucu aile olmak konusunda biz de üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Bu tür toplantıları sık sık düzenleyerek toplumsal duyarlılığımızı artırmanın peşinde olmalıyız.”

Programda daha sonra, Türkiye’nin Düsseldorf Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Fatma Taşan-Cebeci bir selamlama konuşması yaptı. Taşan-Cebeci özetle şu noktaların önemine dikkat çekti:

“Bir hafta önce Türkiye’den Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkanı Abdullah Eren Başkonsolosluğumuza geldi. Kendisi 2020 yılını ‘Aile Bütünlüğünü Koruma’ yılı olarak ilan ettiklerini ifade etti. Biz de bunu destekliyoruz. Bu toplantı da tam bu hedefe yönelik bir toplantıdır. Aile toplumun temel taşıdır. Çocukların ailede büyümesi önemlidir. Aile, dil, kültür ve dini kimliği gelecek nesillere aktaran bir kurumdur. Ailelerden değişik sebeplerle alınan çocukların dilleri ve kültürlerinin korunması yine bir ailenin içinde olabilir. Bunun için hepimiz bundan sorumluyuz.”

Türkiye’nin Düsseldorf Aile ve Sosyal Politikalar Ataşesi Raci Mazı ise konuşmasında şunları ifade etti:

“Bölge Başkanımızla konuşurken bana IGMG’nin 500 tane camisinin olduğunu söyledi. Her camide en az bir koruyucu aile olmalıdır. Bu nedenle, ‘500 Cami 500 Koruyucu Aile‘ sloganının bu yılın sloganı olmasını öneriyorum. Biz de bugüne kadar yaptığımız toplantılarda 500’ün üzerinde bir koruyucu aile adayı kitlesine ulaştık. Her sivil toplum kuruluşu kendi üzerine düşen görevleri yerine getirirse daha çok insanın koruyucu aile olmasına vesile oluruz. Bugünkü toplantımızda mevcut koruyucu ailelerimiz de tecrübelerini aktaracaklar. Onlar bu konunun asıl kahramanlarıdır. Daha önceki toplantılarımızda konuşan bir koruyucu ailemiz Solingen’de alkolik bir anneden yeni doğmuş ve doktorların yaşayamaz dediği bir Alman bebeği alıp tekrar topluma kazandırdı. Orada yıllar önce Türk ailelerin çocukları öldürülmüştü. Bu örnek bizim koruyucu ailelerimizin içinde yaşadığımız topluma olumlu katkıların olduğunu göstermektedir.

Programda açılış konuşmalarından sonra katılımcılara bir belgesel gösterildi. Belgeselde annesi vefat etmiş ve babası tarafından terk edilen bir çocuğa bir koruyuce ailede nasıl sahip çıkıldığı ve aile sıcaklığı içinde büyütüldüğü anlatıldı.

Belgesel gösteriminin ardından programda, koruyucu aile olmak için neler yapmak gerektiği sorusu ele alındı. Bu konuyla ilgili Aile Ataşeliği pedagoglarından Sabri Aydın bir sunum gerçekleştirdi. Aydın koruyucu aile olmanın zor bir süreç olmadığını, aranan en önemli üç şartın, bağımsız bir maddi gelirin olması, evin yeteri derecede büyük olması ve ebeveynlerden birisinin Almanca bilmesi olduğunu vurguladı. Ayrıca koruyucu aile olmak için evli olma şartının olmadığını, tek ebeveynli ailelerin de hatta bekarların bile koruyucu aile olabileceklerini ifade etti. Bu şartların bugün yerinde olmaması durumunda gelecekte bu şartların yerine gelebileceğini hatırlatan Aydın, koruyucu aile olmak isteyen aileleri sürecin başından sonuna kadar Ataşelik olarak desteklediklerini, başvurdukları kurumlarda herhangi bir sorun çıktığında onları alternatif kurumlara yönlendirdiklerini söyledi. Ayrıca her koruyucu aileye Alman devletinin aylık olarak 1000 Avro’ya yakın bir maddi yardım yaptığını, dolayısıyla çocukların maddi bir yük olarak değil, tam tersine bereketleriyle aileye geldiklerinin altını çizdi.

Programın son bölümünde ise koruyucu aileler, koruyucu aile olma konusunda yaşadıkları tecrübeleri ve süreçleri dinleyicilerle paylaştı.

Programı yaklaşık 90 kişi takip etti.